Pek Acaip İnsanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pek Acaip İnsanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2014

Pek Acaip İnsanlar Vol.3: Salvador Dali

Hepimiz az buçuk biliriz deli dahi Dali'yi. Adını duymuşluğumuz, bir iki resmini görmüşlüğümüz, beğenmişliğimiz ya da beğenmemişliğimiz vardır. Fakat gerçekte nasıl bir ruh hastası olduğunu tahmin etmenize imkan yok.
Barselona'ya kadar gidip 140km uzaktaki Dali'nin memleketi Figueres kasabasına uğramadan olmaz dedik, düştük yollara. Dali Müzesine girerken elimizde fotoğraf makinesi başımıza geleceklerden bihaber, kültür yumağı olmaya aday turistlerdik. Çıkışta UFO gören masum köylülerdik.
Aktris Mae West'in yüzü. Dudaklar kanepe, burun delikleri şömine, gözler tablo...
Merdiven tepesindeki vizörden bakınca bu çıkıyor ortaya!
Birincisi, adam fazlasıyla yetenekli.

İkincisi, kafa bambaşka bir boyutta.

Üçüncüsü, bilinçaltı da bilinçüstü de sıkıntılı. Annesinin Dali'yi, kendisi daha doğmadan ölmüş ağabeyinin yerine koyması da pek akıllıca bir hareket olmamış.

Dördüncüsü, bıyıkları olmadan asla. Bu, öyle bir imza haline gelmiş ki, adamcağız 1954'de bıyıkları için kitap bile bastırmış. Bu arada Dünya Sakal ve Bıyık Şampiyonasının yarışma dallarından biri "Dali bıyığı".
Beşincisi, elinde bir kaşıkla uyurmuş. Zira rüyalarımızı gördüğümüz, yani bilinçaltına indiğimiz an, tam uykuya daldığımız anmış. Uykuya daldığında elindeki kaşık düşerek Dali'yi uyandırırmış, böylelikle rüya zihninde tazeyken hemen resmedebilirmiş. Figueres'in girişindeki 38 metrelik dev kaşığın varoluş sebebi böylece anlaşılıyor.

14 Kasım 2013

Pek Acaip İnsanlar Vol.2: Orson Welles

30 Ekim 1938, akşam suları. O yılların radyosu bugünün televizyonu, belki daha fazlası, Amerika radyo dinliyor. Az sonra yer yerinden oynayacak kimse bilmiyor...
Radyoda her zamanki gibi hava durumunu müzik takip ediyor. Yayın aniden bir son dakika haberiyle kesiliyor: Mount Jennings Gözlemevinden Prof. Farrell'ın Mars'ta patlamalar tespit ettiği belirtiliyor ve kendisiyle kısa bir röportaj yapılıyor. Yayın New Jersey'de bir tarlaya dev bir meteor düştüğü haberiyle yeniden bölünüyor. Olay yerindeki tanıklardan birisi büyük metal bir silindirden çıkan Marslıyı dehşet içinde uzun uzun tarif ediyor. Meteorun düştüğü yerde uzaylılar yürüyen savaş makineleri kuruyor, insanlara saldırıyor, kendilerini durdurmaya çalışan 7.000 güvenlik gücünü öldürüyor, havaya zehirli gaz sıkıyor. Resmi görevliler endişe verici açıklamalar yapıyor. Uzay gemileri Chicago ve St. Louis'de de görülüyor. İnsanlığın sonu.

23 yaşındaki Orson Welles ve Mercury Tiyatro ekibi, bilimkurgu yazarı H.G. Wells'in "Dünyalar Savaşı"nı Halloween şakası olarak radyoda canlandırıyor. Olağanüstü bir kurgu ve ses efektleriyle, o kadar inandırıcı bir performans sergiliyorlar ki tüm Amerika panikliyor, herkes sokaklara dökülüyor. Uzaylıların sözde istila ettiği yerlerde insanlar şehirleri terk ediyor, otoyollar tıkanıyor. Gaz maskeleri dağıtılması için polise başvuru yağıyor, elektriği kesmesi için aranan elektrik şirketinin telefonları kilitleniyor. Doğrulanmamış olsa da, dünyanın sonunun geldiğine inananlar arasında intihar edenler bile olduğu söyleniyor. Olayların kontrolden çıktığı haberi stüdyoya ulaştığında, Welles programı

30 Ekim 2013

Pek Acaip İnsanlar Vol.1: Albert Kahn

Rabbim bazı insanları dünyaya anlam katsın diye yaratmış. Onlardan birisi Albert Kahn.

1860'da doğuyor, 1940'da ölüyor. Yahudi kökenli Fransız. Fena halde hayırsever. Sıfırdan başlıyor, kendi kendini yetiştirerek dönemin en varlıklı bankerlerinden biri oluyor. Ama onu farklı kılan para kazanma yeteneği değil. Serveti sayesinde insanlığa müthiş bir miras bırakıyor: "Yeryüzü Arşivleri".

Düşünün ki fotoğrafçılık daha emekleme aşamasında. Şanslı ve zenginsen, fotoğraf makinesini ömründe bir kere maaile iki dirhem bir çekirdek fotoğraf çektirirken görüyorsun. Fotoğrafları renklendirmeyi sağlayan otokrom yöntemi 1904'te keşfedilmiş, yeni yeni deneniyor. Seyahat desen, kısacık mesafeleri kat etmek için günlerce yol gidiyorsun.

İşte bu ortamda, Kahn, Asya ve Amerika'ya yaptığı seyahatlerde fotoğrafçılık dersleri almış şoförüne fotoğraf çektirtiyor. Ama yetmiyor, Fransa'ya döner dönmez "insanlığın kaybolması an meselesi olan taraflarını ve alışkanlıklarını" muhafaza etmeyi kafaya koyuyor. Bu işin küresel barışa katkı sağlayacağına inanıyor. Delilikle dahilik arasındaki ince çizgi meselesinde Kahn deha tarafında kalanlardan. Sen tut yıllarca dünyanın dört bir yanına fotoğrafçı ve kameraman ekipleri gönder. Hem de hayrına. Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünden İrlanda'daki son geleneksel Kelt köylerine, 1.Dünya Savaşından Moğolistan çöllerine tüm dünyayı bizim için donduruyor adam. Bir fotoğraf, bin hikaye, her biri inanılmaz. 1909-1931 yılları arasında beş kıtada, elliden fazla ülkede, toplam 72.000 otokrom (renkli) fotoğraf, 4.000 siyah beyaz fotoğraf ve yüz saat civarında film topluyor. Adam resmen binlerce kareyi birleştirerek insanlığın resmini çekmeyi başarıyor. Buyrun size üç-beş örnek (resimlere tıklayarak büyütebilirsiniz).

HİNDİSTAN
BENİN
BOSNA - Mostar Köprüsü