28 Kasım 2013

İran Nükleer Anlaşması Muz Ticaretine Karşı

Komşumuz İran'la nükleer müzakereleri sonuçlandı, anlaşma tamam, Ortadoğu'daki muhtemel nükleer savaş altı aylığına rafa kalktı, 34 yıldır süren ekonomik yaptırımlar gevşiyor. Dünya değişiyor. Bölge değişiyor. ABD orada. Rusya orada. Gezegenin diğer ucundaki Çin orada. Fransa, İngiltere, Almanya da orada. İsrail yoktu ama hemen tavrını koydu, çıktı "tarihi hata yapıyorsunuz" dedi. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn, Katar tedirgin ama yine de ılımlı mesajlar veriyorlar. Suriye memnun. İran'da bayram var.

Mühim bölgesel güç Türkiye bakıyor. Fırsatlar doğacak çünkü ticaret kanalları açılacak, sınır ticareti hareketlenecek. İran'ın altyapı projelerine para yatırması olası, bu da müteahhitlik firmalarımız için komşunun kümesinde altın yumurtlayan tavuk bulmak

24 Kasım 2013

Akıllı Babanın Deli Kızları

Jason Lee bir düğün fotoğrafçısı. Mini mini iki kızı - Kristin ve Kayla - ve kocaman bir hayal gücü var. 2006'da annesine kan kanseri teşhisi konulunca mikrop bulaştırma riski yüzünden kızlar anneannelerini eskisi gibi ziyaret edemez olmuşlar. Jason, annesinin torunlarının büyümesine şahit olabilsin diye kızların fotoğraflarını çekip blogunda yayınlamaya başlamış. İşin içine çocukların sevimliliğini de katınca ortaya alışkın olduğumuz papyonlu, lavanta kokulu aile fotoğraflarından çok farklı resimler çıkmış.
İstiyorum istiyorum, çekik çekik bebelerim olsun, bunları suşi misali tek lokmada yiyeyim istiyorum...




Bu Reklamsa Diğerleri Ne?

Vurdulu kırdılı filmlerin vazgeçilmezlerinden Jean-Claude Van Damme'ı bilmeyen yoktur. İmzası, efsane bacak açma hareketi.
İşte Volvo düşünmüş taşınmış Van Damme'ı son kamyon reklamında oynatmaya karar vermiş. Verilmek istenen mesaj kamyonların dengesi ve hassaslığıyla ilgili.
Diğer reklam ajansları ufaktan ufaktan meydanı boşaltabilir bence.

20 Kasım 2013

Durmak Yok Yola Devam Da, İstikamet Nere?

Özenle susuyorum günlerdir ama yok, buraya kadar.
Memleket, inançlı-inançsız, Alevi-Sünni, türbanlı-türbansız, Türk-Kürt, kızlı-erkekli, sağlı-sollu, Gezi'li-antiGezi'li, mayoz mitoz her türlü bölündü. Tesadüf eseri değil, planlı programlı. Her gün yeni bir şov. Üç kuruşluk siyasi menfaatler uğruna gözden çıkarılanlar da bizim haklarımız, özgürlüğümüz, huzurumuz, ülkemiz. Ve demokrasi masalıyla tatlı rüyalardayız. Siyaset biliminde en meşhur uygulamalardan biridir "böl-yönet". Giden gider, kolay kolay da geri gelmez.

Son aylarda konuşulanlara dikkat edin, yönetici güruhtan durmadan cinsellikle ilgili açılımlar patlıyor. Her açıklama, yasal düzenleme sinyali. Her yasal düzenleme, ileri demokratik toplumumuzda yeni müdahalelere, yeni kısıtlamalara gebe. "Kızlı-erkekli" diye bir kavram girdi hayatımıza, sanırsın bizden önceki kuşaklar cinsiyetsiz tek hücreli amip. Kızlı-erkekli aynı evde mi yaşanıyor? Hani Anayasamızın şu 20. Maddesiyle sözde korunan özel hayatımız, özel mülkiyetimiz var ya, işte o hiçe sayılsın, evler basılsın, komşular birbirini ispiyonlasın, toplumda huzur namına hiçbir şey kalmasın. Trabzon İl Milli Eğitim Müdürü çıkar der ki "Kızlı erkekli aynı merdiveni kullanıyorlar". Bunca yıldır merdiven iner

18 Kasım 2013

Bir Tutam Küba


Çok oldu gideli. Ama akılda kalanlar kafi.
Buna benzer bir ülke daha görmedim. Coğrafi olarak değil, zihnen farklı.
Mutlular. Çok mutlular. Kıskanılacak kadar mutlular. Sokakta tuttuğunu "Oğlum hiç mi kafan çalışmıyor, cebinde beş kuruş paran yok, işin gücün yok, rutubetli evin bugün olmadı yarın kafana çökecek, napıyon sen, niye mutlusun laan?" diye tokatla, o kadar mutlular işte. Zaten cana yakınlar, bir de kızlı-erkekli dans mans ediyorlar sokaklarda, sürekli bir fiesta havası, aa diyor insan. Adamlarda o kadar para yok ki, para mefhumu bile yok kafalarında. Farkında olmasak da tüm değerlerimiz, mutluluk ve başarı kavramlarımız paraya endeksli, hücrelerimize işlemiş. Dinimiz imanımız para. İstediğiniz kadar "ne alakası var" deyin, yemezler. Orayı görünce jeton düştü bende de. Fidel Castro ölmeden giden gitsin, beni anlayacaktır. Yalnız çabuk olun, sonrasında oralara ne olur belli olmaz, zira ABD ellerini ovuşturarak bekliyor...




Fena halde yoksullar ama iki konuda dünya ağzı açık onları izliyor: eğitim ve sağlık. Sokakta yığılsan, seni hemen ya hastaneye taşıyorlar ya da köşe başında bekleyen hekime. Kaşla göz arasında dünyanın en iyi sağlık hizmetini veriveriyorlar. Tabii faturayı burnuna dayadıklarında kolu bacağı rehin bırakıyorsun. Yok yok şaka, her şey beleş. Herkese beleş. Ha bu arada eğitim de bedava. Ve iyi. Komünizmin nimetleri. Komünizm demişken, Kübalılara "devrim" dediğinizde özellikle Amerikan ambargosundan ötürü yaşadıkları zorluklar bir anda siliniyor, gözlerinin içi parlıyor, çılgınca gururlanıyorlar, Castro yaşayan efsane.
Tıp eğitimleri o kadar iyi ki, Amerikalı doktorlar turist ayağına Küba'ya gelip

14 Kasım 2013

Pek Acaip İnsanlar Vol.2: Orson Welles

30 Ekim 1938, akşam suları. O yılların radyosu bugünün televizyonu, belki daha fazlası, Amerika radyo dinliyor. Az sonra yer yerinden oynayacak kimse bilmiyor...
Radyoda her zamanki gibi hava durumunu müzik takip ediyor. Yayın aniden bir son dakika haberiyle kesiliyor: Mount Jennings Gözlemevinden Prof. Farrell'ın Mars'ta patlamalar tespit ettiği belirtiliyor ve kendisiyle kısa bir röportaj yapılıyor. Yayın New Jersey'de bir tarlaya dev bir meteor düştüğü haberiyle yeniden bölünüyor. Olay yerindeki tanıklardan birisi büyük metal bir silindirden çıkan Marslıyı dehşet içinde uzun uzun tarif ediyor. Meteorun düştüğü yerde uzaylılar yürüyen savaş makineleri kuruyor, insanlara saldırıyor, kendilerini durdurmaya çalışan 7.000 güvenlik gücünü öldürüyor, havaya zehirli gaz sıkıyor. Resmi görevliler endişe verici açıklamalar yapıyor. Uzay gemileri Chicago ve St. Louis'de de görülüyor. İnsanlığın sonu.

23 yaşındaki Orson Welles ve Mercury Tiyatro ekibi, bilimkurgu yazarı H.G. Wells'in "Dünyalar Savaşı"nı Halloween şakası olarak radyoda canlandırıyor. Olağanüstü bir kurgu ve ses efektleriyle, o kadar inandırıcı bir performans sergiliyorlar ki tüm Amerika panikliyor, herkes sokaklara dökülüyor. Uzaylıların sözde istila ettiği yerlerde insanlar şehirleri terk ediyor, otoyollar tıkanıyor. Gaz maskeleri dağıtılması için polise başvuru yağıyor, elektriği kesmesi için aranan elektrik şirketinin telefonları kilitleniyor. Doğrulanmamış olsa da, dünyanın sonunun geldiğine inananlar arasında intihar edenler bile olduğu söyleniyor. Olayların kontrolden çıktığı haberi stüdyoya ulaştığında, Welles programı

13 Kasım 2013

Haberler Vol.5

20 Ekim 2013. Türkiye'nin ilk "helal seks shop"u internet üzerinde açıldı.

5 Kasım 2013. Başbakan Erdoğan öğrencilerin "kızlı-erkekli" aynı evlerde kalmalarına devletin müdahale edeceğini, komşuların bu tür durumları valiliklere ve emniyete ihbar etmeleri gerektiğini açıkladı.

8 Kasım 2013. Moskova metrosunda sporu teşvik amacıyla iki dakika içinde 30 kere çömelip kalkabilene bedava bilet veriliyor.

10 Kasım 2013. Adana Valisi Hüseyin Avi Coş kendisini protesto eden kişiye "gavat" dedi.

11 Kasım 2013. 10 Kasım'da Anıtkabir'e gelen ziyaretçi sayısı 1.089.615. Anıtkabir'i 2012'de 413.568, 2011'de 181.064 kişi ziyaret etti.

12 Kasım 2013

Üslup Meselesi

Siyasete sıvanıyorsan birkaç temel özelliğin olacak. Öyle ahım şahım akıllı olmaya gerek yok. Dürüstlük tercih sebebi hiç değil. Ama isim hafızası şart. Kıvırmayı da bileceksin. El sıkışmaktan, şapur şupur öpüşmekten, dert dinlemekten, çay ısmarlamaktan bıkmayacaksın. Bir de eleştiriye tahammülün olacak. Eleştiri geldi mi gülüp geçecek, gerekirse kendine ders ya da malzeme çıkaracaksın.

Son yıllarda vasıfsız politikacılarımız siyaset arenasını eli maşalı kadınlar hamamına çevirdiklerinden, eski usul siyaseti mumla arar olduk. Başbakanı, muhalefet lideri her gün meydanlardan birbirine neredeyse ana avrat sövecek olursa, valisi de vatandaşa gönül rahatlığıyla "gavat" der tabii. Az bile.

Oysa, siyasi duruşlarını beğen beğenme, bu memleketten Osman Bölükbaşı'lar, Erdal İnönü'ler, Süleyman Demirel'ler de geçti. İnce esprilerle bezeli konuşmaları, hazır cevaplıkları zekalarına delalet. Kendilerini her eleştireni, kız-erkek demeden önce korumalara dövdürterek, sonra mahkemelerde hapse tıktırtarak susturmaya çalışmadılar.

Erdal İnönü'nün politikacılığı tartışılır belki ama güleryüzü, renkli kişiliği ve zekası asla. Vefat ettiğinde hakkında yazılan çizilen anılar, "ah keşke tanışmış olsaydım" dedirtmişti bana.

Bir miting öncesi SHP milletvekili, İnönü’ye der ki:
- Sayın Genel Başkanım siz iyi konuşamıyorsunuz, bakın Özal’a esip gürlüyor.
İnönü “Peki ne yapacağım?” der. Milletvekili cevap verir:
- Konuşurken masaya yumruğunuzu vuracaksınız, biz şöyle partiyiz, şöyle yaparız, böyle yaparız diye kükreyeceksiniz.
İnönü kürsüye çıkar, yumruğunu masaya vurur ve şöyle der:
- Biz öyle bir partiyiz ki, adamı...
Burada keser: 
- Devamını bu arkadaş söyleyecek.

7 Kasım 2013

"Muhafazakar Demokrat"ı Gözünden Tanımanın 13 Altın Kuralı

1. Akıl fikir adamı değil, gönül adamıdır, sevdi mi gözü kapalı sever. Hazır gözü kapalıyken kıçındaki dona kadar alabilirsin, müstahaktır.
2. Kendisine yüksek tondan uzun cümleler kurulmasını sever. Cümlelerin başı sonu tutmasa da olur; içerik teferruat, ton esastır.
3. Karşısındakinin kullandığı Arapça-Farsça kelime sayısı oranında hidayete erer. İstersen anasına küfret farketmez, zira her Arapça sözcüğü Kur'an sanar.
4. Bademdir ya da olması an meselesidir.

6 Kasım 2013

Bakış Açısı

Sanata saygı arkadaş...

"Ruhum, Dünyanın güzelliğinden geçmeyen bir Cennet merdiveni bulamıyor."
"My soul can find no staircase to Heaven unless it be through Earth's loveliness"
Michelangelo




4 Kasım 2013

Komşi Kaynıyor, Biz İyiyiz

Bizde her şey çok yolunda gittiği için, komşudan bu aralar tuhaf haberler geliyor, bir bakayım dedim neymiş ne değilmiş.

Yunanistan kaynıyor
18 Eylülde Atina'da solcu hiphop şarkıcısı Killah P. öldürüldü. Saldırgan aşırı milliyetçi Altın Şafak Partisi üyesi çıktı. 1 Kasımda Altın Şafak'ın Atina'daki bürosuna düzenlenen silahlı saldırıda iki partili öldürüldü. Parti yetkilileri, Samaras hükümetini kendilerine polis tahsis etmemekle, medyayı da üyelerini hedef göstermekle suçladı.
1985'te kurulan Altın Şafak Partisi mensupları için Yunanistan'ın minik Hitler'leri diyebiliriz. Neo-Nazi partinin 2012 Parlamento seçimlerinde 300 sandalyenin 18'ini kazanması tartışmaları alevlendirdi. Akıllıca bir seçim stratejisi izlemişlerdi; ekonomik kriz sebebiyle kemer sıkmaktan bunalan Yunanlıları özellikle işsizlik, yoksulluk, ama en çok da göçmenlerin yarattığı sorunlarla tavlamayı başardılar. Tıpkı 1930'ların Almanya'sında Nazi Partisi gibi. Altın Şafak'ın göçmenlerin yoğun yaşadığı bölgelerde oy oranı %20'ye ulaştı. Laf aramızda parti üyeleri şiddete başvurmaktan pek çekinmiyor. Tahmin edeceğiniz üzere, partinin lideri Nikos Michaloliakos'un göçmenlerle beraber, Türkleri de çok sevdiği söylenemez. Kendisine Hitler için kullanılan "Führer" (Rehber) unvanıyla hitap edilmesinden hoşlanıyormuş. Killah P.'nin öldürülmesinden sonra Yunan polisi Führeri ve birkaç milletvekilini suç örgütü kurmaktan tutukladı. Mahkeme sürüyor. Komşi kaynıyor ve karşılıklı yapılan açıklamalar çatışmanın kolay kolay bitmeyeceğini gösteriyor.

Başkaları da kaynıyor
Benzer şekilde Ekim ayında Rusya'da göçmenlere karşı bir halk ayaklanması oldu. Bir Rus gencinin bir Azeri tarafından bıçaklanarak öldürülmesinden sonra halkın sabrı taştı. Göçmen işçi çalıştıran dükkanlara saldırıldı, yaralananlar, tutuklananlar oldu.

2 Kasım 2013

Haberler Vol.4

18 Ekim 2013. Japon Bankalar Birliği, Japon mafyası Yakuza'nın sürekli bankalardan kredi çekip borcunu ödememesinden dolayı suç örgütüne kredi verilmesini yasakladı.

25 Ekim 2013. İçişleri Bakanlığının sorusu üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı spor amaçlı yoganın uygun, ancak dini misyon yüklenerek yapılan yoganın sakıncalı olduğunu belirledi.

26 Ekim 2013. Suudi Arabistan'da araba sürme yasağını araba sürerek protesto edecek kadınlar eylemlerini, "uyarılar" üzerine iptal ettiler.

31 Ekim 2013. RTÜK, TRT'de "Hamile kadınların sokağa çıkması terbiyesizliktir" ve "Eş yoktur zevce vardır" diyen Ömer Tuğrul İnançer'in sözlerinin yayın ihlali olmadığına karar verdi.