17 Ekim 2014

Ölüme Şarapla Gitmek

Tanımadığım birinin intiharı darmadağın etti beni. İki gündür başka şey düşünemez oldum. Mehmet Pişkin. Veda videosunu, son şarabını ve sigarasını Facebook'ta paylaştıktan sonra kendini öldüren adam.

Alelade bir intihar değil, adam düpedüz ölümünü seçmiş. Alabildiğine zarif bir biçimde. Cesurca. Doğru mu yaptı bilemem ama öyle bir anlık gazla değil, üzerinde uzun uzun düşünerek, tartıp biçerek ölümü seçmiş. Konuşması, seçtiği veda şarkısı ("Everytime we say goodbye, I die a little...") bile kafasının çalıştığına işaret. Ama bakışları yorgun, gülümsemesi kırgın.

Hissettikleri, anlattıkları yakın geldi bana. Pek çoğumuza öyle geldi sanırım. Uçurumun kenarından aşağıya bakanlarımız için korktum, üzüldüm, sonra yine korktum. Ya bir şeyler bırakmak lazım buralara, ya da bırakıp gitmek lazım buraları. Ama bu dünya çok da müsaade etmiyor güzel şeylere. Daha ne kadar direnebiliriz ki?

Ekşisözlük'te 'bushu' öyle güzel özetlemiş ki her şeyi:

"güzel insanların tutunamadığı, tutunmak için neden bulamadığı bir düzende/zamanda/ortamda yaşamaya çalışmak"...

Huzurla dinle(n) güzel insan...

15 Ekim 2014

Balık Kafası Sanatı: Anne-Catherine Becker-Echivard






Hanım kızımızın adı Anne-Catherine Becker Echivard. Bu da websitesi: http://acbe.eu/
Bildiğimiz ruh hastası. Ama güzel ruh hastalarından.
Saygılar.

Anatomi Dersi / Leçon d'Anatomie

Duvar / The Wall
Sushi Bar

5 Ekim 2014

Tezkere ve Memleketin Beyin Ölümü

Ve bir tezkere daha geçer hayatımızdan. Sessiz sedasız. O kadar umursamayız ki dönüp bakmayız bile. Oysa ki her tezkere bir savaş ilanıdır. Gönderilen askerdir. Komşu bir ülkeye icazet almadan girmektir. Komşunun muhtemelen silahla karşılık vermesidir. Ve daha bir sürü şey.

1 Mart 2003'e dönelim. Irak için tezkere çıkarılacak, ABD adeti olduğu gibi ellerini fazla kana bulamadan başkalarını operasyonda piyon olarak öne sürüp, Türkiye'yi de askeri üs olarak kullanıp Saddam'ı devirecek. O zamanın Başbakanı Erdoğan tezkere çıkacak dedi. Oylama günü 533 milletvekilinden 250 ret, 264 kabul, 19 çekimser oy çıktı. Fakat gerekli olan 268 oylu salt çoğunluk yakalanamadı. Nasıl olduysa AKP fire verdi, ilk kez parti içinde Erdoğan'ın istediği olmadı. Zaten 13 yıllık AKP ileri demokrasisinde bir daha da vuku bulmadı böyle bir şey. Sonuç ne olursa olsun hepimiz tartıştık girelim mi girmeyelim mi, televizyonda gazetelerde aylarca yazıldı çizildi, kamuoyu savaşa girmenin bilincini yaşadı doya doya. Umursadık kısaca.

IŞİD'in Etki Alanı, Temmuz 2014
(işgal altındaki bölgeler ve şehirler kırmızıyla işaretli)
Bu sefer tık yok. Sanki başka ülkede oluyor oylama. Sanki bizim askerimiz değil oraya canını vermeye giden. Ulan sen Fransa mısın üç savaş uçağı göndereceksin Irak'a, Suriye'ye, tepeden beş bomba bırakacaksın, sonra operasyona katılmanın gururuyla çekip gideceksin? Senin Suriye sınırın 877 km, Irak sınırın 331 km. Toplam 1208 km. Kontrolü imkansız bir alan. Söylenene göre adam başı 50 dolara Suriye'den Türkiye'ye kaçak girebiliyorsun. Bunu yapabilen senin benim gibi normal insan. Adam keserek cennete gideceğine inanan, kana susamış, eli silahlı IŞİD teröristi kim bilir ne kadar kolay geçer o sınırdan, geçince de neler yapabilir?

Aylardır konuşuluyor, Türkiye IŞİD'in toplanma üssü oldu diye. Birçok ilde, ilçede beyin yıkama merkezleri kuruldu, insanlar çoluğunu çocuğunu

23 Eylül 2014

İspanya'da Çin Lokantası Kapatmak

Öyle her babayiğidin harcı değil o iş.
1963'de "55 Days at Peking" (Pekin'de 55 Gün) filmi çekiliyor. Hikaye Çin'de geçiyor. Tabi o zamanlar Çin sıkı komünist, bugünkü gibi sulandırılmış değil. Amerikalılar elini kolunu sallaya sallaya gidip çekim yapamıyorlar, izin çıkmıyor.
Bunun üzerine yapımcılar Madrid yakınlarında minik bir Pekin yaratıyorlar. Ama filmin konusu gereği bir sürü, bir sürü çekik figüran lazım. Öyle üç beş değil, 2000'e yakın adam lazım. O yıllarda henüz Uzakdoğu'dan Avrupa'ya akın akın göç olmamış. Çok seçenek yok, önce Madrid'den, sonra tüm İspanya'dan topu topu 150 kişi toplayabiliyorlar. Yetmeyince de Avrupa'nın her yerinden otobüs otobüs, uçak uçak adam taşıyorlar sete.


Bu arada filmin çekildiği süre boyunca, restoran sahibinden ustasına, garsonuna herkes artistlik peşinde olduğundan İspanya'daki neredeyse tüm Çin lokantaları kapalı kalıyor. İspanya perişan, Çin yemeğine aç...

19 Eylül 2014

Ve İskoçya Bağımsızlığa Hayır Der

4,2 milyon İskoç seçmenden oy kullanan 3,6 milyonun %55'i Birleşik Krallık'ı tercih etti. Sıkı bir "evet" kampanyası yürüten bağımsızlık yanlılarıysa hüsrana uğradı.

Neden bağımsızlık?
Önce İskoçya'nın yapısını anlamak gerek. 1707'ye kadar bağımsız bir krallık olan, o tarihten itibaren ise İngiliz krallığıyla birleşen bir bölgeden bahsediyoruz. Dolayısıyla geçmişten gelen bir milli bilinç ve gurur var. Taraflar arasında yapılan anlaşmalara göre -sonuncusu Scotland Act 2012- İskoçya belli alanlarda Birleşik Krallık'a tabi; vergiler, savunma, sosyal güvenlik, dış politika, enerji, vs.
Buna karşılık bazı konularda bağımsızlar, bunların başında da hukuk, eğitim, sağlık ve tarım geliyor. Her ne kadar Kraliçe II. Elizabeth devlet başkanı olsa da İskoçya, vekillerini yerel seçimlerle belirlediği bir parlamentoya sahip. Hükümetin başında da kraliçe tarafından atanan bir başbakan var. Şu anki bölgesel başbakan Alex Salmond bağımsızlık kampanyasını yürüten kişi. İskoçya ayrıca Birleşik Krallık parlamentosunda da temsil ediliyor. Kendi bayrağı ve bir başkenti -Edinburgh- var.

Aman petrol, canım petrol
Uzun lafın kısası biraz özerk, biraz değil, durum karışık. Fakat dünkü referandumda tarihten gelen

13 Eylül 2014

Seyahat Ettiren 33 Film - 33 Must-See Travel Movies

Hani bazen insan hayatın daracık çerçevesinde sıkışıp kalır. Koşar adım uzaklaşmak ister, bir milim gidemez. Duvarlar birbirine daha bir yakın, odalar daha bir küçülmüş, solunan hava bile daha bir tatsız gelir.
İşte öyle günlerde insana fazladan bir nefes lazım olur.
Dünyada bambaşka yerler, insanlar var dedirten, seyahat hayali kurdurtan, nefes aldırtan filmleri üşenmedim düşündüm taşındım, listesini yaptım. Atladıklarım varsa yazın, yazın ki çeşit olsun.
Mutlu seyirler!


For those who just want to have a break from their routines and those who wish to run away... This is a list of movies that will make you dream of travelling.
Feel free to add yours in case I've missed them. And enjoy!


  1. The African Queen / Afrika Kraliçesi (1951)                                    Yönetmen/Director: John Huston 
  2. Roman Holiday / Roma Tatili (1953)                                              Yönetmen/Director: William Wyler
  3. Summertime / Yaz (1955)                                                            Yönetmen/Director: David Lean
  4. Around the World in 80 Days / 80 Günde Devrialem (1956)                 Yönetmen/Director: Michael Anderson
  5. It Started in Naples / Macera Böyle Başladı (1960)                          Yönetmen/Director: Melville Shavelson
  6. Dersu Uzala (1975)                                                                                Yönetmen/Director: Akira Kurosawa
  7. A Passage to India / Hindistan'a Bir Geçit (1984)                                                        Yönetmen/Director: David Lean
  8. Out of Africa / Benim Afrikam (1985)                                                                          Yönetmen/Director: Sydney Pollack
  9. Empire of the Sun / Güneş İmparatorluğu (1987)                                                            Yönetmen/Director: Steven Spielberg
  10. The Last Emperor / Son İmparator (1987)                                                                  Yönetmen/Director: Bernardo Bertolucci
  11. Indiana Jones and the Last Crusade / Indiana Jones Son Macera (1989)                            Yönetmen/Director: Steven Spielberg
  12. Baraka (1992)                                                                                                                 Yönetmen/Director: Ron Frick

9 Eylül 2014

Masal Saati

Beşiktaş'ın taraftar grubu Çarşı 35 adam ve 2 tabancayla darbe yapacakmış.
Lüks rezidans inşaatında, asansör katliamında can veren 10 gariban işçinin hesabı kesin sorulacakmış.
Türkiye IŞİD'in kafasını kafasını ezecek, çok pişman edecekmiş.

Mış mış da muş muş...
Aman sabahlar olmasın masalsı ülkemde...

28 Ağustos 2014

Sevgili Panda, Üç Kuruşluk Bambuya Kendini Satmayacaktın

Şu dünyada pandalar olmasa yemin ederim hiç çekilmez buralar. Tipini sevdiğimin pandası. Malum kendisinin nesli tehlikede. Bunu zaten yıllardır biliyoruz da, bu sevimli tosunlar da duruma uyanmışlar herhalde.
Çin resmi haber ajansı Xinhua'ya göre Çin'deki bir panda koruma merkezinde doğum yapması beklenen "Ai Hin" bir anda hamilelik belirtileri göstermeyi durdurmuş. Meğer merkezde hamile pandalara 10 numara 5 yıldızlı tatilci muamelesi yapılıyormuş: klimalı oda, ekstra bambu ve meyve, özel bakım... Merkezin uzmanlarından Wu Kongju pandalar arasında daha zeki olanların bu fırsatlardan yararlanmak için sahte gebelik belirtileri gösterebildiklerini söylemiş.

Allah iyiliğini versin sevgili panda, sen de ademoğlu gibi uyanık çıktın, üç kuruşluk bambuya sattın kendini. Sabah sabah asabımı bozdun.

25 Ağustos 2014

Hikayesi Olan Fotoğraflar Vol.2










Solda.
İnsanoğlunun müziği. New York, Coney Island.
Fotoğrafçı Harold Feinstein. 1950.






Altta. 
Kulağına takılan kulaklıkla 9 yaşında ilk kez ses duyan işitme engelli Harold Whittles'ın şaşkınlığı. 
Fotoğrafçı Jack Bradley. 1974.







5 Ağustos 2014

Hiçbir Şeyin Yazısı

Savaş kötü şey yazısı değil bu. Ama kötü şey.
Mini mini bebeler ölüyor yazısı da değil. Ama ölüyor işte.
Dünyanın çivisi neden çıktıyı yazmayacağım. Ama kendi pisliğimizde boğulduk, ağlayanımız yok.
Gazze'si, Nijerya'sı, Irak'ı, Afganistan'ı, orası burası, her yer kan gölü yazısı hiç değil. Ama bir yerlerde kan oluk oluk akıyor, kalan yerlerse kangren.
Ekseriyetle de din adına kafa kesiliyor hiç demeyeceğim. Ama ormanda yabani mantar toplar gibi kelle topluyor "müminler".
Ha bu arada iklim de değişmiyor zaten.

Demek ki neymiş? Bu hiçbir şeyin yazısı değilmiş. Saygılar.

"Barışı sevenler, savaşı sevenler kadar organize olmayı öğrenmeli". Martin Luther King Jr.

25 Temmuz 2014

4'ünden 25'ine Ressam: Telmo Pieper

Telmo Pieper 4 yaşında çizdiği resimleri koca adam olunca dijital ortamda yine, yeni, yeniden çizmiş.
Tadından yenmez.

21 Temmuz 2014

Otoriteye İtaat - Milgram'dan Gazze'ye

Hastayız otoriteye. Sorsan mangalda kül bırakmayız, "yok efendim bana kimse istemediğim şeyi yaptıramaz", palavra tabii. Gizli gizli seviyoruz komut almayı, güdülmeyi. Zaten Başbakan höt dedikçe milletçe mest olmamızın akılla başka izahı olamaz.

1962 yılı. 2.Dünya Savaşı bitmiş, Nuremberg Mahkemesinde Nazi savaş suçluları yargılanmış, hemen hepsi "biz görevimizi yaptık, komutları uyguladık" savunmasına sığınmış. İşte buradan yola çıkarak Yale Üniversitesinden Stanley Milgram itaat üzerine şu deneyi yapmış:
Farklı sosyokültürel ortamlardan 40 denek seçilir, bunlara öğretmen rolü verilir. Yan odada bir öğrenci bulunur, kendisi aslında aktördür ama deneklerin bundan haberi yoktur. Denekler sorular soracak, her yanlış cevapta görmedikleri ama duyabildikleri öğrenciye bir düğmeye basarak elektrik akımı vereceklerdir. 15 voltla başlanır, her yanlışta 15'er volt artarak 450 volta kadar çıkılır. Tabii ki akım makım yoktur aslında ama denekler bunu bilmez. Verilen elektrik yükseldikçe öğrenci acı çığlıkları atar, kalp rahatsızlığından dem vurur, duvarları yumruklar. 135 voltta bazı denekler deneyi sorgulamaya başlasalar da bir şeyden sorumlu olmadıkları belirtilince devam ederler. Denekler tereddüt ettikçe yanlarında bulunan deney sorumlusu -otorite figürü- devam etmelerini söyler. Ve zorlanarak da olsa devam ederler. Çığlıklara rağmen hiçbir denek 300 volttan önce deneyi terk etmez. 40 denekten 26'sı 450 volta kadar çıkar. %65! Aynı deney farklı ülkelerde de denenir, ve bu oran yer yer %85'e ulaşır.
Milgram deneyinden çıkan sonuç; KİŞİLER, uygun ortam bulduğunda, otorite tarafından desteklendiğinde, SADİSTLEŞEBİLİYOR, AKIL ALMAZ ŞİDDET EYLEMLERİ GERÇEKLEŞTİREBİLİYOR.

18 yaşında eline silah tutuşturulmuş İsrailli çocuk askerlerin bilgisayar oyunu oynar gibi Gazze'de çoluk çocuk demeden insanları patır patır vurması; Hamas'ın da akça pakça bir oluşum olmaması, otoriter yönetimiyle Filistinlileri canından bezdirmek bir yana yeri geldiğinde kendi halkını canlı kalkan olarak kullanması; ölen Filistinlilerin yasını

5 Temmuz 2014

Bir Tutam Monaco

Bond filmleri gibi. Afili ağabeyler, ablalar her yerde. Köpekler bile havalı, Karabaş tadında sevemezsin. Şaşaalı arabalar, yatlar, katlar. Altında cip, Bebek sahilinde turlayan veletlerin sonradan görmeliği yok. Zaten memlekette herkes zengin olunca olağanüstü bir durum olmuyor bu. Malum, Monaco dünyanın en kodaman para babalarının yerleşip paraları çatır çatır yediği şehir devlet. Vatikan'dan sonra dünyanın en küçük 2. ülkesi, 2 km2 bile değil. Alan küçük olunca güzelim şehri koca koca binalarla doldurmuşlar, o pek olmamış. Nüfusu topu topu 30.000. Vergi cenneti diye biliniyor, zira gelir vergisi alınmıyor. Bir tek Fransa'nın baskısı üzerine zenginler gelip vergi kaçıramasın diye Fransızlardan alınıyor. Ne alaka diyeceksiniz, demeyin. Tarih boyunca ülkenin komşu Fransa'yla çok yakın ilişkileri olmuş. 1918'de imzalanan anlaşmadan beri Monako Prensliği Fransa'nın askeri koruması altında. Aynı anlaşmaya göre ülkeyi 1297'den beri yöneten Grimaldi ailesinden hükümdar prensin erkek evladı olmazsa ülke Fransa'ya bağlanacak. Neyse ki Prens III.Rainier Hollywood efsanelerinden Grace Kelly'yi kendine eş, çocuklarına ana yapmış da bağımsızlık sürmüş. 2002 anlaşmasında bu erkek varis konusu kalkmış da halk rahat bir nefes almış.
Yeri gelmişken söyleyeyim, Monaco'yu Foçalılar kurmuş. Evet evet, hani İzmir'in şirin sahil kasabasının eski sakinleri.

Gelelim bugüne. Ben gittiğimde sene 2009'du, küresel kriz birkaç ay önce patlak vermiş, ama daha Monaco'yu kasıp kavurmamıştı. Sokaklarda lüks şubelerini gördüğümüz bankaların bir kısmı kısa süre sonra kepenk indirecekse de bu durum ekonominin can damarı casinoların dolup taşmasına engel değildi. Ana cadde -ki kendisi aynı zamanda Formula 1 pisti- sizi doğrudan Monte Carlo Casinosuna götürüyor. Şehrin göbeğinde lale bahçeleri içindeki heybetli bina, Monaco'yu kumar merkezi yapmayı aklına koymuş, burnu iyi koku alan bir iş kadını olan Prenses Caroline'nin öncülüğünde 1863'de yapılmış.

1 Temmuz 2014

Yaprak Sanatı - Leaf Art: Roy Mallari

Roy Mallari. Bir hayalci daha. Filipinli. Resim yapıyor kendisi. Malzemesi en doğalından, yaprak. Kese kese sanatını icra ediyor... Instagram'da "roy143" adıyla bulunuz, seviniz, sayınız.

30 Haziran 2014

Haberler Vol.10

28 Haziran 2014. Üsküdar Fethipaşa Korusu'ndaki koruma altındaki tarihi Hüseyin Avni Paşa Köşkü çıkan yangında kül oldu. Koru son olarak TMSF tarafından 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında adı geçen müteahhit-işadamı Mehmet Cengiz'e satılmıştı.

28 Haziran 2014. Fethi Paşa Korusu, sade bir yangın töreniyle imara açıldı.

28 Haziran 2014. Mehmet Cengiz: "En son Topkapı Sarayı'nı da yakıp mesleği zirvede bırakmak istiyorum".

Not: Son iki haber Zaytung ürünü olup, hiiiç bir sorumluluk kabul edilmez.

25 Haziran 2014

Güvercin İstilasından Tayyare Puluna

Güvercinler balkonu ele geçirdi. Her yumurtada hakimiyetlerini biraz daha ilan ettiler. Kolay lokma değildim aslında ama güvercinler dişli çıktı. Kuş değil, Viyana kapısındaki yeniçeri ordusu gibiydiler, ikisini kovdum, dördü döndü. Aldılar Viyana'yı. Sevmesek de alıştık birbirimize sonunda. Balkonda durum buyken son kalan gurur kırıntılarımla bari evi temizleyeyim de orada patron kimmiş anlasınlar diye düşündüm. 3 nolu güvercine "yavrum bi çay kap gel, işimiz var" dedim. Kolilere giriştik. İçlerinden taş plak çıktı bir ton. Taş plakların üstünde de "Tayyare Pulu". Merak sardı beni. Okuduklarım, elleri öpülesi insanların bu ülkeyi nasıl yokluktan var ettiğini hatırlattı.

1925'de Türk Tayyare Cemiyeti -bugünkü adıyla Türk Hava Kurumu- Atatürk'ün öncülüğünde kurulur. Memleketin uçakları halkın dişinden tırnağından artırdığı bağışlarla alınagelmiştir,

27 Mayıs 2014

Cancun Sualtı Müzesi

Dr. Jaime Gonzalez ve Roberto Diaz. Bu iki adam bir hayal kurmuş. Yanlarına bir de heykeltraş almışlar, Jason DeCaires Taylor. Denizin altında eşsiz bir müze yapacağız demişler. Ve de yapmışlar. 2008'den beri 500'den fazla heykel yerleştirilmiş denizin altına. Turistsin, takıyorsun tüpünü müpünü dalıyorsun, geziyorsun, çıkıyorsun. Mis.
Karşınızda Meksika'da Cancun Underwater Museum - MUSA.

25 Mayıs 2014

Alevi Mi? Vurun Kellesini.

Alevi değilim ama Aleviyi severim... Sevilmeli, sevilsin.
Zira kendileri ekseriyetle dürüst, ahlaklı, temiz, çalışkandır. Kadına kıymet verir. Damarına basılmadıkça etliye sütlüye karışmaz, huzur içinde yaşayıp göçüp gitmek derdindedir. Alnının çatına zülfikar çizdirip asıp kesen psikopatlar bir yana, adam gibi adamdır pek çoğu.

Müslümanlığın, inancın kantarı sende ya, dinsiz diye yapıştırırsın yaftayı, çünkü bir doğru seninkidir. Alevinin ibadetini ibadetten saymaz, hatta şer yuvası olarak görürsün. İçin öyle bir fesat, öyle bir karadır ki, kafanda kadınla erkeği ancak malum iş için yan yana getirebilirsin.
Evini işaretler, camlarını taşlatırsın ki mahallede barınamasınlar. Mahallede barındırtmadığın gibi kaçıp göçtüğü yerde can güvenliği, iş, aş sağlamazsın. Sivas katliamına hiç bağlamayacağım, ama istesek güzel bağlanır.
Haksızlığa dayanamaz bazıları çıkar seni protesto eder. Protestoda mı öldü, kesin "terörist, dinsiz, provokatördür, layığını bulmuştur". Korku senin iliklerine öyle bir işlemiştir ki ölüye bile saygın yoktur, bırakmazsın cenazesi huzur içinde kalksın, insanlar acısını yaşasın.
Devlet eliyle vatandaşı evinde, memuru işinde, hakimi mahkemede, bacak kadar çocuğu da okulunda Alevi

15 Mayıs 2014

İmza Kampanyası #SomaSonOlsun

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi'ni ısrarla imzalamayan Türkiye için buyrun imzaya: 
İmza Kampanyası

Alıntıdır:
*3 Mayıs günü bu kez Soma'da karşımıza çıktı karanlık. Soma'da yaşanan, yüzlerce insanın hayatını kaybettiği, yakın tarihimizin en büyük maden faciası ilk değil ama son olmasını sağlamak bizim elimizde. 
Türkiye 19 yıldır masada duran, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 176 numaralı "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi"ni imzalasın ve karar TBMM tarafından onaylansın. 
Soma'da yaşananların son olması, bir daha hiçbir madende böyle faciaların yaşanmaması için Türkiye'nin "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi" şart. 
Bianet'ten Elif Akgül'ün haberinde verdiği detaylara göre, sözleşme maden işletmesi sahiplerine ve hükümetlere önemli sorumluluklar getiriyor.
1995 tarihli sözleşmeyi 26 ülke imzaladı. 4 Haziran 2014'te Fas’ta, 19 Temmuz 2014'te de Rusya’da yürürlüğe girecek olan sözleşmeyi ise Türkiye imzalamıyor.

14 Mayıs 2014

Çizmelerimi Çıkarayım, Sedye Kirlenmesin

TDK'ya göre
Kaza: istem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması
Cinayet: Adam öldürme veya adam öldürme derecesinde ağır suç

29 Nisan 2014. Mecliste Soma'yı araştırma önergesi CHP, MHP ve BDP'nin evet oylarına karşılık, AKP'nin hayır oylarıyla reddedilir.
13 Mayıs 2014. Trafo patlar. Yangın çıkar. İçeride mahsur kalan 200'den fazla işçi yana yana, boğula boğula ölür.
Kaza mı? Hadi lan ordan...
Allah bizi "kaza"lardan değil, vicdan yerine cüzdan taşıyan politikacıdan, rüşvetçi "yetkili"den korusun.
Şimdi biri çıkar "kader, kısmet, Allah'ın takdiri, fıtrat" der, iki günah keçisi seçilir, suç onlara atılır, sen sağ ben selamet yola devam.

Şu an milyonlarca insan gibi içim yanıyor. Hiç tanımadığımız yüzlerce cana ağlıyor, yüzlerce cana dua ediyoruz.

Madenden yaralı kurtarılan işçi "Çizmelerimi çıkarayım mı? Sedye kirlenmesin" dedi... Bu cümle her aklıma düştüğünde gözlerimden yaş geliyor. Ne diyelim şimdi biz o kirli çizmeli, tertemiz yüreğe?

30 Nisan 2014

Diri Diri Çocuk Yakmak!!

Yazasım yokken susasım kalmadı.
Bir insan nasıl bir çocuğa, bir bebeğe kıyar aklım almıyor. İnsan dedim ama lafın gelişi tabii. Oksijen tüketimi insanlık kriteri olmamalı.
"Bıçakla vurdum. Üzerine benzin döktüm. Kibritle ateşe verdim, çığlıklar atmaya başladı". İfadeye gel. Hani basitçe vurarak ya da ilaçla falan da öldürmüyor it, diri diri yakıyor.
6 yaşında lan o çocuk. Daha süt kokuyor. Elleri ayakları minik minik. Nasıl da güzel gülüyor.
Şimdi sen buna ne ceza vereceksin de adaleti tesis edeceksin ey hakim? O minicik masum suratı toprağın altına gömmüşken neyi konuşacağız?
Bu kişisel isyan.

Bir zamanlar bunu yapan mahluk da kundakta bebeymiş. O halden bu noktaya nasıl gelinir cidden deşmek lazım. Anası babası hacısı hocası, hepsini bir yoklamak lazım. Böyle mi doğdu, böyle mi oldu? Çünkü bir değil, iki değil, bu puştlardan toplumun içinde binlerce var, her gün yenisi çıkıyor ortaya. Öldürme dürtülerinin tetiklenmesi için de fazla bir sebebe gerek yok hani. Belki otobüste bu yazıyı okurken yanında oturan adam o. Belki çocuğunun okulu önünde kendine kurban seçen simitçi o.
Toplumumuz seri biçimde psikopatlar üretmeye başladı, kadın cinayetleri, aralara serpiştirilmiş çocuk cinayetleri, ortaya karışık cinnetler... Noluyor lan bize?
Bu da her boka vıtvıt ahkam kesen sosyolojik isyan.

6 Nisan 2014

Bir Tutam Tirilye

Bursa'yı biliriz. Mudanya'yı da biliriz. Ama taş çatlasa 12 km ötedeki Tirilye'yi pek bilmeyiz. İyi ki de bilmeyiz.
Belki de isminin önce Tirilye, sonra Mahmutşevketpaşa, sonra Zeytinbağı, son olarak da yine Tirilye olarak değiştirilmesinin sebebi ahalinin kafasını karıştırarak izini kaybettirmektir. Laf aramızda Tirilye adını Yunancadaki "trigla" yani barbun balığından almış olabilir. Marmara Denizine nazır restoranlarda barbunu afiyetle götürürken insan kavrıyor nedenini.

Bugün beldenin nüfusu 2000 ya var ya yok. Kurtuluş Savaşının bitmesiyle Tirilyeli Rumlar mübadeleyle Yunanistan'a göç eder. Ve zeytincilik de bir daha geçmişteki cafcaflı günlerindeki gibi olmaz. Üretim devam ediyor, sektör ekonominin yine can damarı ama bir şeyler eksik. Kasabanın Bandırma istikameti çıkışında itfaiyenin yanında zeytin kooperatifinin terk edilmiş fabrikası görülesi. Zeytinden anlayanlar bilir, çekirdeği ufak, kabuğu ince, lezzeti bol, meşhur Tirilye zeytininin kaynağı işte burası. Memleketin başka bölgelerinde zeytin ağaçlarına da Tirilye aşısı yapılıyormuş fakat aynı lezzet yakalanamıyormuş. Tirilye'de zeytinin yanı sıra, köylülerin el değmeden ürettiği zeytinyağını pet şişelerde esnaftan almak da mümkün, markalaşmış Emil İsmail'in dükkanından almak da.
Tirilye Zeytinlikleri
Fatih Camii - Fotoğraf Panoramio: Haluk Cömertel
Güzelim cumbalı Rum evlerinin çoğu harabe halinde ama yine de eski günlere dair fikir veriyor. Hele bir Taş Mektep var ki bakınca insanın içi parçalanıyor. Heybetli mi heybetli, 1900'lerin başında yapılmış, savaş öksüzlerine yurt olmuş, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios'a okul olmuş, olmuş da olmuş. Bugün bitmiş gitmiş kül olmuş, bu hali de hepimize günah yazıyor, biline.

11 Mart 2014

Berkin Ölür. Dünya Döner.

Polis destan yazar. Berkin komaya girer. Berkin 15 yaşında 16 kiloya düşer. Berkin ölür. Dünya dönmeye devam eder.
Ali İsmail ölür. Dünya döner.
Abdullah, Ethem, Mehmet, Ahmet ölür. Dünya döner.
Tetiği çeken de, çektiren de çıkıp özür dilemez, başsağlığı dilemez, yalandan bile olsa "bu işin peşindeyiz" demez, sorsan adını bile bilmez. Ağzından 'Allah'ı düşürmeyen insan kılıklı mahluk "oh olsun" der. Adalet yine yeni yeniden ölür. Dünya döner.
Devlet büyüklerimize zeval gelmesin yeter, biz gerekirse ölürüz.

Bugün de ölmedik çok şükür. İçimizde çok şey öldü ama biz sağız.

6 Mart 2014

Ankara Birası Da Neymiş?

Ankara Birası. Ata'nın talimatıyla yerli üretimi ve tarımı teşvik amacıyla Atatürk Orman Çiftliğinde 1934'te kurulmuş fabrikanın birası. Fabrikayı ve çiftlik kompleksini İsviçreli şehir plancı-mimar Ernst Egli yapmıştır, ki kendisi alanında mühim adamdır.
AOÇ Bira Fabrikası
Ankara Birası, Bomonti kardeşlerce İstanbul'da 1890'dan beri üretilen Bomonti birasının tekelini kırmıştır. Hatta rivayete göre bu yüzden, Atatürk'le Bomonti'yi destekleyen İnönü'nün arası açılmıştır.
Fabrika Atatürk'ün vasiyeti doğrultusunda 1937'de Çiftlikle beraber Hazineye, 1939'da da Tekel'e devredilir.
1938 yılında Tekel'e devredilen Bomonti'nin de birleşimiyle, Tekel Birasına dönüşür, üretim Yozgat'a kayar. Ankara fabrikasındaysa Ankara Viskisi üretilmeye başlanır. O Tekel birasının da tiryakisi çoktu zamanında.
Ne hazindir ki bugün tüm bu saydığım markalar, özelleştirilerek, amaca değil paraya bakar kapitalist düzene yenik düşüp tarih olmuştur.

4 Mart 2014

Haberler Vol.9


28 Şubat 2014. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda tutuklanan Reza Zarrab ve bakan oğulları kaçma ihtimalleri olmadığı gerekçesiyle serbest bırakıldı. Başbakan "hak yerini buldu" dedi. 

28 Şubat 2014. Sanal para Bitcoin ticaretinin en büyük sitesi Mt. Gox korsan saldırıların ardından iflas etti.

3 Mart 2014. İran uyguladığı Facebook'a erişim yasağını kaldırmayı planlıyor.

4 Mart 2014. Tiramisuyu icat eden İtalyan restoranı 'Alle Beccherie' krize yenik düştü.

27 Şubat 2014

Bize Mandal, Ona Tuval: Victor Nunes

Bir başka muhteşem hayal gücü: Victor Nunes. Bu da Facebook sayfası.
Mandal bize mandal, ona tuval.
Bize yeşil mercimek en fazla kara şimşek, ona en janjanlı boya.



26 Şubat 2014

Bize De Mi Harakiri?

Akılla namusun benzersiz birleşimi ufak tefek Japonlardan bir halk mucizesi: Harakiri ya da Seppuku. Japon karnıyarığına tekabül ediyor.
Faydaları say say bitmez; namus temizler, kişiyi paradan da aval evlattan da kurtarır, ülkeyi feraha çıkarır, politikada gençlerin önünü açar... TDK'da tanımı bile var.
Fazla şova gerek yok, el ense çekerek istifaya da razıyım.

23 Şubat 2014

Boru Sanatı

Sanata saygı kuşağından.
Uzaktan atıp tutmak kolay tabii ama hepsi de evde yapılabilir gibi geldi. Fazla mı salladım ki acaba?
Abajur
Tasarım: Nellie Bellie

Kitaplık
Tasarım: Stella Bleu