Kısa kısa...
Barselona, İspanya'da özerk Katalonya bölgesinin başkenti. Yerel halk ağırlıklı olarak Katalan. Kendilerine has dilleri Katalanca, biraz İspanyolca, biraz Fransızca, biraz da ne idüğü belirsiz bir karışım. Nüfus 1,7 milyon ama epey kaçak var. Her yıl gelen 8-9 milyon civarında turist Katalanları pek mutlu etmiyor. Yazın turist istilasında şehirden kaçıp yakındaki yazlıklarına göçmek zorunda kalıyorlar. Bundandır ki turistlere sınırlama getirilmesi için sık sık protesto yapıyorlar.İnsanları, ne güney ülkeleri gibi gereğinden fazla samimi, ne de kuzeyliler gibi nemrut, suratsız. Bir şey sordun mu gülümseyerek yardımcı oluyorlar. Bindiğimiz takside, şoför adresi yanlış anlayıp yolu biraz uzatınca taksimetrede yazandan epey az para aldı. Ne yapacağımızı şaşırdık. Taksi fiyatları makul sayılır. İlginçtir insanlar elinde cep telefonu sokaklarda bağıra çağıra konuşmuyor. Katalanların en bayıldığım özelliği: uzun süredir kalkınmış bir bölge olmanın getirdiği bir sindirilmiş refah havası var. Bizim parayı bulunca ne yapacağını bilemeyen taze, görgüsüz zenginlerimizin tam aksi. Herkes varlıklı ama kimse kimsenin gözüne bunu sokmuyor. Marinada hemen her ailenin yatı varmış ama hangi yat kimin kimse bilmezmiş. Bir tek üç dev motor yatın sahibi bilinirmiş, onlar da tahmin edebileceğiniz gibi Arap ve Rus.
Şehir dediğin...
Şehir bir mantık çerçevesinde geliştiği için biraz yön duygun varsa hemencecik adapte oluyorsun. Merkezi bir yerde kalıyorsan toplu taşımaya ihtiyaç duymuyorsun bile ama bil ki sistem on numara beş yıldız çalışıyor. Şehir sadece düzenli değil, aynı zamanda güzel. Mimarlık açısından dünyanın en önemli merkezlerinden birisi, eski yapıların yanında, Gaudi'nin şaheserleri (Sagrada Familia-La Pedrera-Casa Batllo) ve modern mimari harikaları (Agbar kulesi) fışkırıyor sokaklardan. Şehrin en gözde caddesi La Rambla, çiçekçileri, ressamları, restoranlarıyla Plaça de Cataluna'yı yat limanına bağlıyor. La Rambla'dan ara sokaklara dalınca El Barri Gotic mahallesinde buluyorsun kendini. Arabalara kapalı dar sokaklarda, sokak müzisyenleriyle insan seli eşliğinde ihtişamlı katedrallere bön bön bakakalıyorsun. Yer gök yaratıcı el işi satıcısı, sokak sanatçısı.
Adet yerini bulsun diye Montjuic (Yahudi Tepesi)'ne çıkıyor şehri bir de tepeden görüyorsun. Açıkçası yukarıdan bakınca pek öyle göze gönüle hitap etmiyor, içine girince keyifli. Barselona'ya sadece şehrin güzelliği için gelinmez, yemekler de efsane. Bu konu bu satırlara sığmaz taşar, ayrı yazı gelecek.









































